Selçuk ÖZTÜRK


KASAP’TAN İMAJ MAKYAJI

KASAP’TAN İMAJ MAKYAJI


Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde aylarca konuşulan tehdit, mobbing ve hakaret iddiaları, ifade süreçleri, 44 personelin Antalya’ya çağrılması, valilik talimatıyla yürütülen soruşturmalar, dosyaya giren ağır iddialar ve son olarak üç üst düzey yönetici hakkında verilen soruşturma izni ortadayken, Antalya Sağlık Sen Şube Başkanı Osman Kasap geldi, fotoğrafını verdi, mesajını bıraktı ve gitti. Geriye de kamuoyunun aklıyla alay eden bir görüntü kaldı.

Çünkü ortada sıradan bir ziyaret değil, tam anlamıyla bir imaj makyajı vardı. Hakkında tehdit, hakaret ve mobbing iddiaları nedeniyle yargı sürecinin önü açılan isimlerle yan yana poz verip, ardından “Çalışan memnuniyeti”, “Çalışan odaklı yönetim anlayışı”, “Çalışma barışı” ve “Huzurlu çalışma ortamı” gibi cümleler kurmak, ya hastanede yaşananlardan bihaber olmaktır ya da yaşananları bile bile yok saymaktır. İki ihtimal de vahimdir.

Bir sendika yöneticisinin görevi, tartışmaların merkezindeki yöneticilere parlatıcı sürmek değildir. Hele hele hakkında soruşturma izni verilmiş, adı aylardır kamuoyunda ağır iddialarla anılan isimleri cilalayıp kamuoyuna sunmak hiç değildir. Sendikacılık, güçlü görünenin yanında saf tutmak değil; çalışanların hakkını, hukukunu, huzurunu savunmaktır. Eğer ortada bir çalışma barışı varsa, neden bu kadar ifade alındı? Eğer ortada huzurlu bir çalışma ortamı varsa, neden bu kadar personel dosyanın parçası haline geldi? Eğer çalışan memnuniyeti gerçekten buysa, o zaman bunca şikayet, bunca iddia, bunca tartışma neyin nesidir?

Asıl rahatsız edici olan ise şudur: Aynı tablo, başka bir sendikaya üye ya da başka bir çevreye yakın yöneticiler hakkında ortaya çıksaydı, Sayın Kasap yine aynı cümleleri kurabilecek miydi? Yine “Nazik Misafirperverlik” mi konuşulacaktı, yoksa çok daha farklı bir sendikal refleks mi devreye girecekti? İşte kamuoyu tam da burada durup bakıyor. Bu bir ziyaret değil, ölçünün kim için değiştiği meselesidir. Adaletin sendikaya göre, isme göre, yakınlığa göre eğilip bükülmesi, en çok da sendikacılığın itibarını çürütür.

Osman Kasap’ın yaptığı paylaşım, hastanedeki tartışmalı süreci anlamaya çalışan kamuoyuna ışık tutmadı; tam tersine sis bastı… Soruşturma izni verilen isimlerle verilen poz, “Biz yanınızdayız” mesajından öteye geçti. Bu, kamuoyunun gözünde “Süreç ne olursa olsun, biz safımızı seçtik” görüntüsüne dönüştü. Sendika, çalışanların sığınağı olmaktan çıkıp belirli isimlerin koruma kalkanına dönüştü… Bunu da bizzat Antalya Sağlık Sen Şube Başkanı Osman Kasap yaptı… Her şey bu kadar netken, sendikanın güvenirliğine bir de Kasap satır vurdu. 

Çok da umurumda değil esasında… Ne sendika benim, ne de o koltuk… Ama unutma Sayın Kasap, o yaptığın makyajlar silindiğinde sen de ne yaptığının farkına varacaksın…

Gelelim işin diğer tarafına…

Başhekim Adil Çelik’in yıllardır herhangi bir sendikal aidiyetle öne çıkmayan bir isimken, hakkındaki iddiaların ardından gidip Sağlık Sen’e üye olması da öyle sıradan bir detay gibi geçiştirilemez. Tam tersine, zamanlaması nedeniyle doğrudan siyasi ve sendikal koruma arayışını çağrıştıran bir tablo ortaya koyuyor. İnsan ister istemez soruyor: Madem sendikal aidiyet bu kadar önemliydi de, bugüne kadar neredeydin? Neden tam da hakkında iddiaların büyüdüğü, dosyaların derinleştiği, soruşturma izninin konuşulduğu bir dönemde böyle bir tercihte bulunuldu? Bu sorunun cevabı verilmeden, ortaya çıkan fotoğrafın “Doğal” olduğunu kimse anlatamaz.

Ortada şöyle bir tablo var: Siyasi güç bir tarafta, sendikal kalkan öbür tarafta, kamuoyu ise olup biteni seyrediyor. Sanki hastanede konuşulan onca iddia, ifade, şikayet ve soruşturma yetmezmiş gibi, bir de bunun üzerine “Bakın her şey yolunda” dekoru kuruluyor. Oysa ortada yolunda giden bir şey yok. Yolunda giden bir şey olsaydı, Gazipaşa Devlet Hastanesi aylardır tehdit, mobbing, hakaret, ifade, soruşturma, valilik, muhakkik ve siyasi görüşme iddialarıyla anılmaz, Alanya’ya bağlanma fikri ortaya çıkmazdı.

Kimse kusura bakmasın; soruşturma izni verilen isimlerin yanına geçip “Çalışan memnuniyetine bizzat şahit olduk” demek, ya çalışanların yaşadıklarını görmemektir ya da görüp önemsememektir. Her iki durumda da ortaya çıkan şey sendikal hassasiyet değil, sendikal taraflılıktır. Çalışma barışının en çok yara aldığı yerde, barış varmış gibi poz vermek; yangının ortasında duvara milyon dolarlık tablo asmaya benzer. Bu da ne yangını söndürür ne dumanı gizler, ne de yanmaktan kurtulur. 

Gazipaşa Devlet Hastanesi’nin ihtiyacı makyaj değil, açıklıktır. Parlatma değil, hesap verebilirliktir. Fotoğraf değil, güven veren bir yönetim anlayışıdır. Kimsenin siyasi gücünü, makamını, sendika üyeliğini ya da yakın ilişkilerini kalkan yaparak bu tartışmaların üstünü örtmeye hakkı yoktur. Çünkü bu hastane birkaç yöneticiye, birkaç sendika yöneticisine ya da birkaç siyasi isme ait değil; Gazipaşa halkınındır. Hastanede yaşanan bu iddialarla halkın hizmeti sekteye uğruyorsa, yapılması gereken tek şey yeni düzen kurmaktır.

Şunu da söylemeden yazımı bitirmeyeyim: Halk her şeyi görüyor… Soruşturmanın gölgesinde verilen her parlatılmış fotoğraf, gerçeği saklamaz; sadece kimin kimi korumaya çalıştığını daha görünür hale getirir.

Kalın sağlıcakla…

  • BIST 100

    15873,27%-1,56
  • DOLAR

    44,44% 0,27
  • EURO

    51,31% 0,16
  • GRAM ALTIN

    6286,40% 0,65
  • Ç. ALTIN

    10614,40% 0,00
  • Cuma 17.6 ° / 10 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Cumartesi 14.9 ° / 12.1 ° Orta kuvvetli yağmurlu
  • Pazar 15 ° / 9.9 ° Şiddetli yağmurlu

Antalya

27.03.2026

  • İMSAK 05:24
  • GÜNEŞ 06:44
  • ÖĞLE 13:08
  • İKİNDİ 16:38
  • AKŞAM 19:22
  • YATSI 20:37