Sevgili Gazipaşalılar,
110 yıl önce 18 Mart 1915 tarihi, Türkler için bir zafer ve gurur günü, İtilaf Devletleri açısından ise büyük bir yenilgi olarak Türk ve Dünya tarihindeki yerini almıştır.
Peki sonrası? 18 Mart her şeyin kazanıldığı, her şeyin bittiği gün müydü?
18 Mart’ı şerefle, şanla kutladıktan sonra hep sonrasını düşünürüm. Sonraki yaklaşık 8 ayı.
Deniz yanar mı? 18 Mart’ta deniz yandı peki sonra, sonra kara yandı, toprak yandı, hava yanar mı hava yandı, yüreğimiz yandı, ciğerimiz yandı…
Havada kurşun kurşunu bulur da kurşun kurşunun yüreğine saplanır mı? Saplandı.
Bugün 20 Mart, İtilaf Devletleri savaş gemileri siperlerimizi bombalamaya devam ettiler. Sizler bu satırları okurken kan ve savaş devam ediyordu.
18 Mart zaferimizi kutladık ama bombalar altındayız hala…
Düşman kuvvetleri denizi yaktıktan sonra sonuç alamayınca karayı yakmaya karar verdiler, asker çıkardılar.
14-17 Nisan 1915 arasında kara harekâtından önce siperlerimize binlerce bomba attılar…
25 Nisan 1915 - İngiliz ve Anzac birlikleri Gelibolu Yarımadası’nın batı sahilinde Zığındere’ye ve Kabatepe batısındaki Arıburnu ve Tekkeburnu civarlarına, Fransız birlikleri ise Anadolu yakasındaki Beşik ve Kumkale’ye çıkarma yaptılar. Bu suretle deniz mücadelesinden sonra Çanakkale Savaşları diye bilinen büyük mücadelenin, kara savaşları evresi başlamış oldu.
Ve daha 34 yaşında bir kumandan, Yarbay Mustafa Kemal, 57.Piyade Alayı’ndaki askerlerine kendisi dahil birlikte ölmeyi emretti. “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir”.
Sevgili Gazipaşalılar,
Sonra ne oldu? “Çanakkale içinde vurdular bizi, Ölmeden mezara koydular bizi”
Bu türkünün lütfen tamamını internetten bulunuz ve okuyunuz.
Deniz yandı, toprak yandı, hava yandı…
5 Temmuz 1915- İngilizlerle Türkler arasında 28 Haziran’da başlayan en kanlı çarpışmalara sahne olan ZığındereMuharebesi’nde Türk kaybı 5.000, düşmanın toplam kaybı ise 16.000 kişidir ki, Güney Grubu Komutanlığı bu feci durum karşısında birkaç saatlik dahi olsa bir ateşkes talebinde bulunmuş, İngilizler reddetmiştir. Savaşa devam edilmiş, ancak sıcak havada kokan cesetler, İngilizler için de büyük sorun teşkil etmiştir. Bu nedenle, salgın hastalık tehlikesini önlemek için, ölü Türk askerlerinin cesetleri yakılacaktır. Bir yabancı kalemin anlattıklarına göre, İngilizler Zığındere’deTürk askerine karşı kimyasal silah kullanmaktan da geri durmamışlardı.
Denizden sonra toprak ve hava da yanmıştır hava…
Hastanelerimiz yandı, hastanelerimiz bombalandı…
Arada birçok çatışma…
29-31 Temmuz 1915 - İtilaf Devletleri’nin gerçekleştirmiş oldukları Arıburnu muharebeleri o kadar kanlı geçmekteydi ki, bir Rus gazetesine göre, bu tarihlerde üç günlük süre içerisinde Avustralya birlikleri 5.000 Türk cesedinden küçük bir tepe yapmışlardı.
8-9 Ağustos 1915 - Albay Mustafa Kemal, Arıburnu-Anafartalar Cephesi’ndeki bütün Türk kuvvetlerinin kumandasını elinde bulunduran Anafartalar Grubu Kumandanlığı’na tayin edildi.
Bundan önce başarılarıyla Yarbaylıktan Albaylığa terfi ettirilen ve düşman kuvvetlerinin Yarımadayı almasına engel olan Mustafa Kemal Grup Kumandanlığı’nı alınca olanlar oldu, sıra düşman kuvvetlerini söküp atmaya gelmişti.
10 Ağustos 1915 - Conkbayırı’nda, devam eden İtilaf saldırılarına yönelik olarak Albay Mustafa Kemal tarafından idare edilen süngü hücumu başarılı oldu ve bölge tamamen Türk askerî birliklerinin kontrolüne geçti. Mustafa Kemal’in Conkbayırı’nda bulunduğu ve çatışmaların yoğun bir şekilde sürdüğü bir sırada göğsüne doğru gelen bir şarapnel parçası, annesinin hediye ettiği saati parçaladı. Bir şans eseri hayatı kurtulmuş oldu.
Albay Mustafa Kemal’in bir güneş gibi parladığı ve “Anafartalar Kahramanı” olarak anılmaya başlanması
.
Arada şiddetli çarpışmalar…
10 Aralık 1915 - Gelibolu Yarımadası’ndaki İngiliz birlikleri,tahliye plânı doğrultusunda, tahliye hadisesini Türklerden gizlemeye muvaffak olmuşlardı. Ama, Anafartalar Grubu Kumandanı Albay Mustafa Kemal, Müttefik kuvvetlerin Gelibolu Yarımadası’ndan çekileceğinden kuşku duymadığından, bir saldırı ile hepsini denize dökmeyi önermişse de, bu düşüncesini üst komutanlara anlatamamış, kendisine, “boşuna harcayacak bir kuvvetimiz, hatta bir erimiz yoktur” cevabını vermişlerdi. Halbuki bu sırada, söz konusu bölge gerçekten tahliye ediliyordu. Askerî dehasıyla bu durumu gören ve bundan dolayı da büyük bir fırsatın kaçırılmakta olduğunu ifade eden Albay Mustafa Kemal, 10 Aralık tarihinde görevinden istifa etmiş, İstanbul’a gitmiştir.Sonraki gelişmeler Albay Mustafa Kemal’i haklı çıkarmakta gecikmeyecektir (Bu yazının hazırlanmasında https://atamdergi.gov.tr internet sitesinden yararlanılmıştır)
Sevgili Gazipaşalılar,
Neler gördü, neler geçirdi bu vatan.
Ne zaman başımız dara düşse o günleri anımsayalım ve güç alalım.
Yine zor günlerdeyiz.
“Bu da geçer ya hu”