Gitme…
Gidersen harap olur yüreğimin bütün kentleri,
kışların orta yerinde kalırım;
ayaz vurur yüreğime, gitme.
Gitme, gitmek kolaydır dönmek çok zor.
Dönüşü olmayan yollara,
dönülmesi zor yollara sevdalanma, gitme.
Gitme…
Beni hicran içinde bırakıp hicret etme.
Bilirim, zordur hicret
ve hicret edenin aklı sılada kalır hep.
Ben sılayım,
aklına gurbeti koyup yollara düşme.
Aklıma mukayyet olamam,
acır her yanım gidersen, gitme.
Yusuf Züleyhasız, Mecnun Leylasız anılır mı?
Ferhat’ın gücü yeter mi
dağları delmeye Şirinsiz?
Kerem boşuna yanmış olmaz mı Aslısız?
Ya ben neylerim sensiz?
Beni sensiz, beni bensiz koyup, beni benden alıp gitme. Tükenir gücüm, yanar içim;
kör kuyularda kalır,
şaşırırım çöllerde yolumu sensiz, gitme.
Gitme…
Makbulümsün, menzilimsin, meylimsin
ve tek aşinamsın, gitme.
Aşinası olmadığım kentlerde
beni aşinasız koyup gitme.
Ben yalanı bilmem.
Yüreğim isyan eder yalan söze.
Gitme diyorsam bildiğim,
bileceğim tek sözdür bu, gitme.
Gitme…
Gidersen çöl olur gönül şehrim,
kalırsan bir vaha.
Gidersen boynunu büker sardunyalarım,
kalırsan kıpkırmızı bir kahkaha bırakır
bütün sabahlara.
Gidersen karanlık çöker,
kalırsan aydınlığında
cıvıl cıvıl bir hayat hükmeder ,
sokaklarına şehrimin.
Gidersen viran olur,
kalırsan abad olur gönül ülkem, gitme.
Gitme…
Aslında hiç gidemediğini,
hep aynı hikâyede kaldığını görmek bir azaptır.
Ve azaptır menzilin olmayan bir menzil için yollara düşmek.
Terk ettiğin ama seni hiç terk etmeyen bir hikaye her aklına düştüğünde anlarsın,
gitmenin ne olduğunu;
gidemeden gitmenin yüreğimi nasıl acıttığını, gitme.
Gitme…
Issızlığın ortasında bırakma beni,
ıssız çöllerde arama kendini.
Sen gönül hanemde, gönül ülkemdesin.
Gönül sarayında sultansın sen,
yakışmaz bir sultana tebasız, kulsuz kalmak.
Ben tebanım, ben ebedi kulunum.
Beni sultansızlığa,
kendini yalnızlığa mahkûm etme, gitme.
Gitme…
Gidersen boynunu büker sardunyalarım,
yabancılar dolar sokaklarına gönül şehrimin, korkarım, gitme.
