İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmenin öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin ardından Gazipaşa’da beş eğitim sendikası iş bırakarak Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Yaşanan olayların son bulması için taleplerini sıralayan sendikalar, öğretmenin güvende olmadığı bir düzende eğitimin de güvende olamayacağını dile getirdiler.
İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrenci öğretmen Fatma Nur Çelik’i, bıçaklayarak ölümüne sebep oldu. Aynı saldırıda bir öğretmen ve öğrenci ise yaralandı. Türkiye gündemini sarsan olayın ardından birçok sendika İstanbul ve yurt genelinde iş bırakma kararı aldı. Okullarımızda yaşanan son şiddet olayı Gazipaşa’da da protesto edildi. Gazipaşa’da, Eğitim Sen, Eğitim İş, Eğitim Gücü Sen, Türk Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen iş bırakarak, Gazipaşa Cumhuriyet meydanında basın açıklaması yaptı.
EĞİTİM GÜCÜ SEN: ŞİDDETİN MÜNFERİT OLMADIĞI VURGUSU
Meydanda ilk olarak açıklama yapan ve yaşanan saldırıya ilişkin üzüntüsünü dile getiren Eğitim Gücü Sen Gazipaşa İlçe Temsilcisi Özkan Uçak, “İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan kıymetli meslektaşımız Fatma Nur Çelik, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Üzüntümüz kadar çaresizliğimiz ve giderek büyüyen endişemiz de derindir. Öğretmene yönelik şiddetin boyutları bu derece tırmanmışken, kalıcı ve etkili çözümlerin hala hayata geçirilmemiş olması kabul edilemez. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet artık “münferit” değildir; okul içinde ya da dışında gerçekleşen saldırılar yıkıcı bir tablo ortaya koymaktadır. Öğretmenlerin görev başında hayatını kaybettiği bir ortamda susmak mümkün değildir” diye konuştu.
OKULLARDA GÜVENLİK SORUNU
Okullardaki güvenlik eksikliğine işaret eden Özkan Uçak, “Bu olay, okullarımızda güvenlik sorununun ertelenemez bir noktaya ulaştığını bir kez daha göstermiştir. Eğitim kurumları; şiddetin değil bilimin, güvenliğin ve insan onurunun mekanlarıdır. Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerin can güvenliği sağlanamadığı sürece sağlıklı bir eğitim-öğretim sürecinden söz edilemez. Sorun yalnızca fiziki güvenlik eksikliği değildir. Öğretmene yönelik sistematik itibar zedelenmesi, kamuoyunda oluşturulan olumsuz algı ve şiddeti sıradanlaştıran dil, bu saldırıları besleyen önemli unsurlardır. Medyadan bürokrasiye, yöneticilerden tüm toplumsal aktörlere kadar herkes sorumluluk almalı; şiddeti besleyen söylem ve uygulamalar terk edilmelidir. Yıllardır dile getirdiğimiz eksiklikler — okullarda yeterli ve kalıcı güvenlik personelinin bulunmaması, rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin yetersizliği, riskli durumlara yönelik önleyici mekanizmaların işletilmemesi — bugün telafisi imkansız sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumları derhal somut adımlar atmaya çağırıyoruz” dedi.
UÇAK TALEPLERİ SIRALADI
Taleplerini açıklayan Özkan Uçak, “Taleplerimiz: Okullarda kalıcı ve nitelikli güvenlik önlemlerinin gecikmeksizin hayata geçirilmesi, tüm okullara profesyonel güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin caydırıcı ve ağır yaptırımlarla cezalandırılması, riskli okullarda teknolojik güvenlik önlemleri (X-ray cihazları vb.) ivedilikle hayata geçirilmelidir. Öğrenci disiplin yönetmeliği değiştirilmeli, öğretmenin ve idarenin eli güçlendirilmelidir. Rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi ve risklerin saldırıya dönüşmeden önlenmelidir” ifadelerini kullandı.
“ŞİDDET NORMALLEŞTİ”
Son olarak artan şiddete dikkat çeken Özkan Uçak, “Yıllardır uyarıyoruz: Okullarda şiddet artmakta, zorbalık normalleşmektedir. Kamusal alanda şiddet dili sıradanlaştıkça bunun ağır sonuçları olacağı açıktı. Bugün yaşananlar bu sürecin acı bir sonucudur. Fatma Öğretmen’i koruyamadık. Bundan sonrası için gerekli önlemler alınmalı; okullar gerçekten güvenli hale getirilmelidir. Öğretmenlerin ve öğrencilerin can güvenliği sağlanmalıdır. Alimin ölümü, ilmin ölümüdür. Başka Fatma öğretmenler ölmesin” dedi.
EĞİTİM İŞ: OKULDA ÖĞRETMEN ÖLDÜRÜLDÜ TEPKİSİ
Yaşanan olaya tepki gösteren Eğitim İş Gazipaşa İlçe Temsilcisi Ayşin Köse, “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter! İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde! 44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor” dedi.
“MÜNFERİT OLAY DEĞİLDİR”
Olayın münferit olmadığını belirten Ayşin Köse, “Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur” diye konuştu.
İHMAL ZİNCİRİ İDDİASI
Rehberlik sürecine dikkat çeken Ayşin Köse, “Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz!” dedi. Devletin sorumluluğuna vurgu yapan Ayşin Köse, “Buradan açıkça söylüyoruz: Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez!” dedi.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NA SORU
Milli Eğitim Bakanı’na seslenen Ayşin Köse, “Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz: Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor? Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz? Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?” dedi.
“ÖĞRETMEN İTİBARSIZLAŞTIRILDI”
Şiddetin tek bir faili olmadığını ifade eden Ayşin Köse, “Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir” dedi.
ATATÜRK’ÜN SÖZÜNE ATIFTA BULUNDU
Eğitimde değerin altını çizen Ayşin Köse, “Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır: “Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.” Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız” dedi.
“BU KANIN SORUMLULUĞUNDAN KAÇAMAZSINIZ”
Sisteme yönelik eleştirilerini sürdüren Ayşin Köse, “Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır. Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır!” dedi.
KÖSE TALEPLERİ SIRALADI
Taleplerini açıklayan Ayşin Köse, “Biz diyoruz ki: Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır. Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır. Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır. Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır. Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır. Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir. Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır” ifadelerini kullandı.
ULUSLARARASI GELİŞMELERE DEĞİNDİ
Şiddetin küresel boyutuna dikkat çeken Ayşin Köse, “Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır. Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur. Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır. Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz: Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir. Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır. Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor! Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz! Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz! Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır. Ve buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin can güvenliği sağlanıncaya kadar susmayacağız. Mücadele edeceğiz. Çünkü insanlığın ortak geleceği savaşta değil, barıştadır. Çünkü bir ülkenin geleceği, öğretmenine verdiği değerle ölçülür” dedi.
EĞİTİM SEN: OKULLARDA ŞİDDETE ARTIK YETER
Eğitim Sen Gazipaşa İlçe Temsilciliği adına Burcu Aslan ise, “Yaşamını kaybeden meslektaşımızın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm eğitim emekçilerine başsağlığı diliyoruz. Yaralanan öğretmen arkadaşımıza ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yaptığımız uyarıları dikkate almayarak, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirmeyen Milli Eğitim Bakanlığı bu olayın birinci derecede sorumlusudur. Somut ve kalıcı adımlar atılmadığı için şiddet ortamı giderek derinleşmiştir. Bir okulda kesici aletle saldırı gerçekleştirilebilmesi, güvenlik mekanizmalarının yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Okullarda şiddeti önleyici destek mekanizmaları ciddi biçimde gözden geçirilmelidir” dedi.
“ÖĞRETMENLER HEDEF HALİNE GELDİ”
Şiddetin yalnızca bireysel bir öfke olmadığını ifade eden Burcu Aslan, “Şiddetin zemini yalnızca bireysel bir öfke değildir. Medyada, siyasette ve bürokraside giderek meşrulaştırılan sert ve kutuplaştırıcı dil; eğitim emekçilerini hedef gösteren, itibarsızlaştıran ve yalnızlaştıran söylemler bu iklimi beslemektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistemli biçimde değersizleştirilmesi, eğitim emekçilerinin kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve sorumluluğun sürekli öğretmene yüklenmesi öğretmenleri hedef haline getirmektedir. Ayrıca pedagojik temelden yoksun, eğitimin bilimsel niteliğini gözetmeyen etkinlik ve uygulamaların yaygınlaşması okulu çocuklar ve gençler için güvenli bir öğrenme ortamı olmaktan uzaklaştırmaktadır. Okullar ideolojik yönlendirmelerin, denetimsiz faaliyetlerin ya da pedagojik karşılığı olmayan uygulamaların alanı değildir” dedi.
SOSYAL KOŞULLARA DİKKAT ÇEKTİ
Yaşanan olaylarla ilgili olarak toplumsal faktörlere işaret eden Burcu Aslan, “Öte yandan derinleşen yoksulluk ve gençlerin geleceksizlik duygusu da şiddet riskini büyüten önemli toplumsal faktörlerdir. Ailesi ekonomik krizle mücadele eden, temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan, sosyal destek mekanizmalarından mahrum bırakılan çocuk ve gençlerin yaşadığı psikolojik baskı görmezden gelinemez. Sosyal politikaların zayıflığı, rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Buradan başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve katılımcı bir politika derhal hayata geçirilmelidir” diye konuştu.
EĞİTİM SEN’İN TALEPLERİ
Somut talepleri sıralayan Burcu Aslan, “o Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri güçlendirilmelidir. Her okulda yeterli sayıda uzman personel görevlendirilmelidir. Risk altındaki öğrenciler için erken müdahale ve destek programları uygulanmalıdır. Okullarda şiddeti önlemeye dönük bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin mesleki itibarını koruyacak, hedef gösterilmelerini engelleyecek açık ve net bir tutum alınmalıdır. Bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması gerekmektedir. İhmali bulunanlar tespit edilmeli ve sorumlular hesap vermelidir. Gelecekte benzer vakaların yaşanmaması için bu acının üzeri örtülmemelidir. Eğitim emekçileri olarak güvenli bir çalışma ortamı talep ediyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel haktır. Güvenli olmayan bir okulda sağlıklı bir eğitim süreci yürütülemez. Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Yitirdiğimiz meslektaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor; benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.
HÜRRİYETÇİ EĞİTİM SEN: EĞİTİMDE ŞİDDET CAN ALIYOR
Yaşanan saldırıya ilişkin değerlendirmede bulunan Hürriyetçi Eğitim Sen Gazipaşa İlçe Temsilcisi Uğur Taş, “Çekmeköy Taşdelen Borsa İMKB Meslek Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği menfur saldırı, yalnızca bir meslektaşımızı değil, eğitim camiasının vicdanını da yaralamıştır. Görev yaptığı okulda bir öğretmenin hayatını kaybetmesi, kabul edilemez bir güvenlik çöküşüdür. Bu acı olay, eğitim kurumlarımızın ne denli savunmasız bırakıldığını bir kez daha ortaya koymuştur” diye konuştu.
MESLEĞİMİZ İTİBARSIZLAŞTIRILDI
Sisteme yönelik eleştirilerini dile getiren Uğur Taş, “Ancak mesele yalnızca fiziki güvenlik eksikliği değildir. Yıllardır öğretmenlik mesleği sistematik biçimde itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmen; “yatarak maaş alan” denilerek haksız ve incitici biçimde hedef gösterilmiş, cami avlusunda yem bekleyen güvercine benzetilerek değersizleştirilmiş, fonlanan bir meslek grubu gibi gösterilerek itibarsızlaştırılmıştır. Bu söylemlerle örülen değersizleştirme iklimi, öğretmeni toplum nezdinde zayıflatmış, otoritesini aşındırmış ve şiddeti cesaretlendiren bir zemine dönüşmüştür. Bugün yaşadığımız acı tablo, sadece bir güvenlik sorununun değil, yıllardır biriken bu değersizleştirme anlayışının da sonucudur” değerlendirmesinde bulundu.
“OKULLAR ALARM VERİYOR”
Eğitim kurumlarındaki tabloya dikkat çeken Uğur Taş, “Eğitim kurumları artık alarm vermektedir. Öğretmenler sınıfa girerken can güvenliğinden endişe etmekte, okullar olması gereken güvenli eğitim ortamından uzaklaşmaktadır. Daha önce defalarca uyardık. “Öğretmenler okula çelik yelekle mi gelecek?” diye sorduk. Eğitimde şiddetin arttığını, caydırıcı yaptırımların yetersiz kaldığını, okullardaki güvenlik önlemlerinin ciddi şekilde eksik olduğunu dile getirdik. Ancak bu çağrılarımız ya görmezden gelindi ya da geçiştirildi” diye konuştu.
“RİSK ANALİZLERİ YAPILMADI”
Somut eksiklikleri sıralayan Uğur Taş, “Bugün gelinen noktada bir öğretmenimizi daha kaybettik. Bu kayıp sadece bir ailenin değil, tüm eğitim camiasının kaybıdır. Bu tablo kabul edilemez. Okullarda yeterli güvenlik personeli yoktur. Giriş-çıkış kontrolleri yetersizdir. Risk analizleri etkin biçimde yapılmamaktadır. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddeti önleyecek caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren düzenlemeler hala hayata geçirilmemiştir. Öğretmenler korunmamakta, adeta kaderine terk edilmektedir” dedi.
“ŞİDDET KADER DEĞİLDİR”
Şiddetin sıradanlaştırılamayacağını ifade eden Uğur Taş, “Eğitimde şiddet kader değildir, sıradanlaştırılamaz ve karşısında sessiz kalınamaz. Her yeni saldırı, alınmayan önlemlerin bir sonucudur. Her gecikme yeni bir risktir. Artık somut adımlar atılmalıdır. Artık güçlü ve caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Artık her okulda etkin ve sürekli güvenlik sistemi kurulmalıdır. Artık eğitim çalışanlarının can güvenliği devlet güvencesi altına alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
YASAL DÜZENLEME TALEPLERİ
Düzenleme çağrısını sürdüren Uğur Taş, “Bu kapsamda; Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet eylemleri katalog suçlar kapsamına alınmalıdır. Caydırıcı ve ağır yaptırımlar içeren özel yasal düzenleme ivedilikle hayata geçirilmelidir. Ortaöğretim kurumlarında disiplin mekanizması işlevsel ve etkin hale getirilmelidir. Tüm okullarda sürekli ve yeterli sayıda güvenlik personeli bulundurulması zorunlu hale getirilmelidir. Okullarda giriş-çıkış kontrol sistemleri ve güvenlik altyapısı standart hale getirilmelidir. Geciken her gün yeni bir tehlike demektir. Ertelenen her karar yeni bir risk demektir. Eğitim çalışanlarının hayatı ihmale, gecikmeye ve bürokratik oyalamalara kurban edilemez” dedi.
“ÖĞRETMEN GÜVENDE DEĞİLSE EĞİTİM GÜVENDE DEĞİLDİR”
“Unutulmamalıdır ki öğretmen güvende değilse eğitim güvende değildir” diyen Uğur Taş, “Eğitim güvende değilse toplumun geleceği güvende değildir. Güvenli okul ortamı bir tercih değil, bir zorunluluktur. Hayatını kaybeden öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz. Hürriyetçi Eğitim Sen olarak eğitim çalışanlarının güvenliği sağlanana kadar bu konunun takipçisi olacağımızı, sürecin sonuna kadar kararlılıkla mücadele edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Artık yeter! Eğitim çalışanı korunmalıdır! Okullar güvenli alanlar olmak zorundadır!” diye konuştu.
TÜRK EĞİTİM SEN: OKULLARDA ŞİDDET UYARISI
Türk Eğitim Sen Gazipaşa İlçe Temsilciliği adına Fatih Kundur ise, “İstanbul Çekmeköy’de görev yapan öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından katledilmesi, eğitim camiasında derin bir yara açmıştır. Bu acı olay, okullarda şiddetin artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını bir kez daha göstermiştir. çalışanlarının can güvenliği ciddi tehdit altındadır. Disiplin mekanizmalarının yetersizliği, okullardaki güvenlik eksiklikleri, caydırıcılığın zayıf kalması ve öğretmenlerin itibarsızlaştırılması şiddetin zeminini güçlendirmektedir. Güvenlik görevlisi bulunmayan, yeterli kamera sistemi olmayan, rehberlik hizmetleri yetersiz kalan okullarda risk her geçen gün artmaktadır” dedi.
ŞİDDETE SIFIR TOLERANS ÇAĞRISI
Yasal düzenleme talebini dile getiren Fatih Kundur, “Şiddete karşı sıfır tolerans ilkesi hayata geçirilmeli; failler en ağır şekilde cezalandırılmalı ve eğitim çalışanlarına yönelik suçlar için daha güçlü yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Okullara yeterli bütçe ayrılmalı, güvenlik tedbirleri artırılmalı, rehber öğretmen sayısı yükseltilmeli ve erken önleyici çalışmalar sistematik hale getirilmelidir. Öğretmeni korumak, geleceği korumaktır. Eğitim çalışanları güvenli ve huzurlu bir ortamda görev yapana kadar bu mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir” şeklinde konuştu.